26 Aralık 2011 Pazartesi

Biraz karışık gidebilirim .

* o iş başvurusu için bowling salonuna verilen eşşek kadar facebook pozlu fotoğraf olmamış. böyle ufak tefek saçma şeyler bu diziye gerçekten yakışmıyor.
* patlama efektleri bilmem neler çok afedersin ama bokum gibiydi. net. yani tamam hadi bunu bir nebze olsun anlayabilirim en nihayetinde benim kafamın basmadığı teknik bir takım birşeylerden dolayı bu patlama sahnelerinin hakkını veremiyor olabilirsiniz fakat bir önceki maddede bahsettiğim fotoğraf beni çok rahatsız etti . içerledim resmen .
* o patlama sonrası hayalet ve harun'un işitmeyen tavırları , harunun kulağım sikildi lan diye bağırışı falan çok iyiydi.

* ceco iyiki ölmedi , tamda alışmıştık keretaya iyi oldu bu iyi.
* neşetsiz, şevketsiz, alkolsüz bir bölümdü.Bi daha böyla olmasındı.
* "iş başvurusunda bir fotoğrafı olacaktı" diyerek ortaya çıkardığınız o fotoğraf hakikatten çok üzdü beni ya.
* yan rollerde de çok sağlam oyunculuk vardı bence bu hafta. lisedeki 4 kafadarın ikisi olsun bereli oğlanla oğlanla kübra zillisi), sucunun çırağı olsun, cafedeki doğa isimli denyo olsun, yine öldürülen elemanın lisedeki hısmı olsun efendime söyliyim boş su damacanası ile adama vuran eleman , adamı doğrarken tarhana çorbası karıştırır gibi rahat olan angaralı dexter abimiz olsun çok , çok iyiydi.

* o  patlatılan pastanın üstünde "mutlu yıllar behzat" yazıyordu sanırım. bunun iki sebebi olabilir diye düşünüyorum. birincisi noel hesabına, yeni yıl hesabına yazdılar bunu. ikincisi de behzat'ın doğum günü hakkatten de o gündür. eğer gerçek zamanla paralel gittiğini düşünürsek demek ki behzat'ın doğum günü 25 aralık demektir (26 aralık da olabilir tabi bilemedim şimdi) ha bu tespit doğruysa bile ne sikime yaracayacak bilemiyorum. belki ceyda'nın behzat'ın evinde bir takım yemek hazırlıkları yapmasını daha meşru bir tabana oturtur.
* birileri esra-ceyda benzerliğinden dem vurmuş. savcı hep yengemizdir , hep canımızdır . az mı uğraştı zamanında ya ceyda da kimmiş ?
* o iş başvurusu yapan kız bir vesikalık çektirip onu vereymiş başvurusuyla birlikte, iyi olacakmış ya...
* esra sana helal olsun be. on numara beş yıldız oyunculuk çıkartıyorsun.
* ceyda allahını seversen oyuncak bebeği ile oynayan küçük kız çocuğu gibi ilgilenmekten vaz geç artık şule'den. bi de işin aslını bilmiyor bilmeden şule'ye bu kadar abartı şekilde iyi davranıyor oluşun, şule'yi berna'nın yerine koyma çabaların çok kötü hissettiriyor insana kendisini. fakat sen de 10 numara bir oyunculuk çıkartıyorsun galba.
* yalnız ağalar beyler, ben unutuyorum ya. vallahi bak, şu 2. sezon boyunca kaç bölüm oldu, bu bölümlerde olanların bir çoğunu hatırlayamıyorum. işte mesela facebook pozu verdiği bir fotoğrafını 10 cmx15 cm bastırarak başvuru formuna ekleyen kız var ya. o kimdi net olarak hatırlamıyorum ben. mesela behzatların bir arkadaşı vardı, yine müdür, onun öldürülmesi olayını da öyle detayları ile hatırlayamıyorum. bunları bir toplayıp önümüze koysunlar artık bence.
* aziz komiser ve sahnelerine söylecek tek kelimem yok. torunuyla çalışması diyologlar falan süperdi abi.

*sana laflar hazırladım selim ! bekliyodum böyle bi ibneliği senden.
*akbabuşum bi sahnede ösym'ye iyi giydirmiştir hakkını vermek gerek (ÖSYM yanında solda sıfır kaldı, damacana karşılığı soru mu verilir la)
Haftaya yılbaşı diye olmazsa çok yazık olacak. 14 gün ızdırap gibi geçecek.
Bu yüzden yeni yıldan tek beklentim 1 ocakta 46. bölümün yayınlanması.

( noktalama hataları , özel adların cümlelerin hep küçükle başlaması , bitişik yazdığım dahi anlamındaki -de , -da'lar için çok ama çok pardon, her türlü küfürü hakediyorum şuan ama napıyım canım ebesinin amısı kadar yazı yazmışım bide onlarla mı uğraşsaydım yani halla halla )

neyse öpenzi :) ( öpenzi ne la + ileri italyanca o sen anlamazsın ) :)

9 Ekim 2011 Pazar

Ölmedim , sürünüyorum

Ve sonunda başlıyorum 2. yazıma :) biliyorum daha 2 haftalık bi blog için " o kadar fenomen , o kadar yoğunum ki , buralarla uğraşcak vaktim yok beybii " havaları saçma ama amacım gerçekten bu değil. İnanın   tuvalete sıçmaya gidecek vaktim bile yok . 2 haftadır bi sitcom'un 3 bölümlük ihtiyacını karşılayacak kadar olay yaşadım . Unutcam diyede korkuyorum ama oturup bi türlü yazmaya vakit bulamadım . Bu işler böyledir zaten . Zamanınız vardır , yazacak şeyiniz yoktur. Sonra yazacak birsürü şeyiniz olur ama zamanınız yoktur ( bu cümle sanki bi yerlerden tanıdık geliyo diyenler varsa soktuğum Murphy'nin kanunlarından uyarladım . Murpy de kim diyenlerde kendilerini en yakın camdan atsınlar ya valla yaşamasın onlar . cahıl nolcak )

Öhüm öhüm.. nerde kalmıştık . yazmak istediğim bissürü şey var ama ben aralarından en etkileyici olanını yazcam size şimdilik.

Geçen hafta cuma benim biricik kardeşim hastalandı , sonra onu hastaneye götürdüler bende evde yalnız kaldım . bekliyorum bi saat oldu iki saat oldu yok , gelmiyo kimse. her aradığımda bi saate biter işimiz diyolar.Ondan sonra öğrendimki serum takmışlar çocukceğize o yüzden gelemiyceklermiş.tabi ben duyunca başladım zırlamaya . Nasıl ağlıyorum ama " Allaaaamm nolur ona bişey olmasın , ona bişey olmasın bana olsunnn " diye .Bu krizi atlattıktan sonra aklıma bişey geldi. Ben sabaha kadar evde yalnızdım !!  ayy inanmıyoromm bu yaşında korkuyo musun seeen ?! dediğinizi duyar gibiyim. Napıyım böyleyim işte ben . Açtım televizyonu Dedektif Memoli mi neyse Tntde bi dizi başlamış onun tekrarını  izliyorum . Orda Memoli'yi oynayan bi adam var adını falan bilmem adamda bi adonis var , bildiğin kas yığını .bide böyle beyaz tişört giymiş iyice belli olmuş ne var ne yoksa. Ama bunlar bile ilgimi çekmiyo , umrumda değil hiçbişey . Sonra bana  üşüme geldi gidiyim içerden battaniye alıyım dedim . Bi tıkırtılar duymaya başladım . Odama gitmeye korktuğum için bütün gece it gibi titreyip salonda televizyon seyrettim .daha sonra sızmışım koltukta . - en son saate baktığımda 5 buçuk gibi bşeydi sanırım . Ertesi günde gördüğüm , telefonda konuştuğum herkese anlattım bu olayları( ama nasıl korktuğumu falan söylemedim, gururumdan ödün vermedim merak etmeyin :))

Sonracığıma pazar günü kalktım bende  bi mide bulantısı bi şimdi kusucam şimdi hissi derken isal başladı. Öyle böyle kötü değilim ama ölüyorum  kolumu kaldırcak halim yok . Alttan üstten gidiyo . Anasınıfınfa beslenme saatinde yediğim poğaçalara kadar kustum .Hastaneyede gittim ama sıçtığımın doktoru hiç ilgilenmedi - tahliller temiz çıktı benim sana yapacak bişeyim yok kus için temizlenir dedi pezeveng. Ulan piç 6 sene ne diye okudun yapacak bişeyin yoksa , ne bok yedin o kadar yıl !! Baktım kimseden fayda yok nane limonu dost bildim kendime . İçmemek için her ne kadar direndiysem de 6 sene okuyan o doktor müsvettesinden daha hayırlı çıktı içtiğim bi bardak nane limon , o biraz iyi etti beni. Ve iyileştiğimde anladım ki gerçekten herşeyin başı sağlıkmış , can sıkıntısından uydurulmamış o söz. O an ne aşkı , ne arkadaşı , hiçbişey umrunda olmuyor .

( ne kadar acı çektiysemde , 2 gün kusmanın sonucu 3 kilo verdim , ama merak etmeyin iyileşince aldım geri hepsini , bide pazartesi günü deneme sınavımız vardı onada girmedim  " girseydim 500 çekcektim ben olumm , ayy keşke girebilseydim "diye öttüm durdum her yerde .dersane öğretmenide  "sen üzülme biz seni sınava alırız yeniden " dedi işte olursa öyle bişey sıçtım demektir )

Yani demem odur ki dostlar sağlığınızın kıymetini bilin ve asla boş konuşmayın yoksa benim gibi olursunuz.

vee son olarak ihtimal vermiyorum  ama o doktor bu yazıyı okuyorsa eğer ,  annem bile senden daha iyi doktor ,  hep atlet giymediğinden bunlar kıçın başın açık dolaşırsan heralde hasta olursun müstahak sana dedi koydu kadın teşhisi .

27 Eylül 2011 Salı

Bundanda eksik kalmadım , kalamadım

Evet dostlar hepimizin gözü aydın , sonunda açtım blog'umu :)  Ayy adını ne koysam , şu mu olsun bu mu olsun gibi sorularla sevgili arkadaşlarımın beynini siktiğim , deprosyonlara girip çıktığım , ünlü olma hayalleri kurduğum 2 haftadan sonra bitirebildim bu işi.Bir yazıyla başlamadın mı başlanmıyormuş bu blog işine, onu anladım. ne zamandır erteliyorum, ne zaman yeltensem “aman yeaa ne yazıcam ki ilkin” oluyorum. sonra kır dizini ve aklına ilk gelen şeyle başla dedim ( zira yıllar sonra çok ünlü olup uğur mumcu kitap çıkarma teklifleri sunup , o fenomenlerin katıldığı sosyal medya şeysine çıktığımda falan  muhtemelen " bu blog açma fikri nerden çıktı , bugüne gelene kadar neler yaşadın " başlıklı bi konuşma yapmam gerekecek) o yüzden unutmadan yazayım şunu .

Tüm yaşıtlarımın " Bu sene son senem , hayatımızın geri kalanı 2 saatlik bi sınava bağlıııı " gibi düşüncelerle kendini çalışmaya verdiği ,günde bilmem kaç yüz soru çözdüğü bu yılda ben can sıkıntısından blog açmaya karar verdim . Zaten uzun zamandır  açmak istiyodum. Yaa Allahh Bismillah dedim ve bu işide el attım ,eksik kalamazdım asla . Tabi bu işlerin öyle sandığım kadar kolay olmadığını anlamam pekte uzun zaman almadı. İlk aşama isim bulmaydı . Etkileyici komik akılda kalan bişey olmalıydı. Arkadaşlarımında  yardımı ile bu işi hallettik.Aslında tam halledemedik çünkü ben kesin kararımı vermedim , yani 2 gün sonra ' Enerjisi Kacmıs Redbull ' adlı bi blog bulamazsanız korkmanıza gerek yok ben yine bi kararsızlığın eşiğindeyimdir. Kuru fasülye pilav , Asidi kaçmış kola gibi birbirinden saçma isimden sonra , daha güzelini bulana kadar " Enerjisi kaçmış Redbull'da karar kıldım .
Vee asıl meseleye geldik,blogu açtık iyi hoşda ne yazıcaktım k ben buraya ? Hadi ilk yazıyı hallettik ya sonra nolcaktı ? Bunuda zamanı gelince düşünürüm aman yaa diyerek erteledim zaten hayatımı bi yazsam sitcom olur , dedim bunuda öyle çözdük.


Bunlarda benim canlarım gelmek istersiniz her zaman kapım açıktır beklerim :) http://twitter.com/#!/Buse_Bozkurt